Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in
Allah'ım! Sadece tertemiz bir kalple Allah'ın huzuruna çıkan hariç mal ve evlatların -insana- hiçbir yararı olmadığı günde senden aman diliyorum. Zalimin -hasretle- ellerini ısıracağı ve "keşke ben Resulullah'a -itaat- yolunu tutsaydım" diyeceği günde senden aman diliyorum. Günahkârların yüzlerinden tanınacağı, saçları ve ayaklarından tutulacağı günde senden aman diliyorum.
Babanın oğul yerine ve evladın da baba yerine cezalandırılmayacağı günde senden aman diliyorum. Ve doğrusu Allah’ın vaadi haktır. Zalimlere mazeretlerinin bir fayda sağlamayacağı, onların Allah’ın rahmetinden uzak ve kötü bir menzilde olacağı günde senden aman diliyorum.
Hiç kimsenin kimse üzerinde güç sahibi olamayacağı ve yetkinin yalnız Allah;a has olacağı günde senden aman diliyorum. İnsanın kardeşinden, annesinden, babasından, esinden ve evlatlarından kaçacağı ve herkesi meşgul edecek bir işle uğraşacağı günde senden aman diliyorum.
“Suçlu o günün azabından -kurtulmak için- eşini ve kardeşini, kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini vermek ister. Hayır -hiçbir zaman bu imkanı bulamayacak-! O -cehennem ateşi-, alevlenen bir ateştir. Deriler kavurur, soyar; Bu günde senden aman diliyorum.
Mevlam, ey mevlam! Sen mevlasın ben ise bir kulum; kula mevladan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen -varlığımın- sahibisin, ben ise sahip olunan; sahip olunana sahip olandan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen azizsin, ben ise zelil; zelile azizsen başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen yaratansın, ben ise yaratılan; yaratılana yaratandan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen yücesin, ben ise hakir, hakire yüce olandan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen güçlüsün, ben ise zayıf; zayıfa güçlüden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen zenginsin, ben ise yoksul; yoksula zenginden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen bağışta bulunansın, ben ise sail; saile bağıştan bulunandan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen dirisin, ben ise ölü; ölüye diriden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen bâkisin, ben ise fâni; faniye bakiden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen ebedisin, ben ise geçici; geçiciye ebediden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen rızıklandıransın, ben ise rızıklanan; rızıklanana rızıklandırandan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen cömertsin, ben ise cimri; cimriye cömertten başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen afiyet verensin, ben ise -derde- tutulan, derde tutulana afiyet verenden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen büyüksün, ben ise küçük; küçüğe büyükten başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen hidayet edensin, ben ise sapan; sapana hidayet edenden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen rahmansın, ben ise merhamet edilecek olan; merhamet edilecek olana rahmandan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen güç sahibisin, ben ise imtihan edilen; imtihan edilene güç sahibinden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen kılavuzsun, ben ise yolunu şaşırmış; yolunu şaşırmışa kılavuzdan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen bağışlayansın, ben ise günahkâr; günahkâra bağışlayandan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen galipsin, ben ise mağlup; mağlubu galipten başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen eğitensin, ben ise eğitilen; eğitilene eğitenden başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Sen yücesin, ben ise alçak ve düşük; düşük birisine yüce olandan başka kim merhamet eder?
Mevlam, ey mevlam! Rahmetinin hakkı için bana merhamet eyle. Bağışının, lütfünün ve fazlının saygınlığı için benden razı ol.
Ey bağış, ihsan, fazl ve nimet sahibi! Rahmetinin hakkı için -duamı kabul buyur-, ey merhametlilerin en merhametlisi!
Dostu olmalı insanın... Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın…
‘Nereden çıktın bu vakitte’ dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; gözünün dilini bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı…
Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. İhtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin.
Kucaklamalı seni güvenli kolları, dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı…
En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz…
Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.
Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli. Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin.
Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi… Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş..
Gözbebekleri bulutlandığında, yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin. Ve sen ağladığında onun gözlerinden gelmeli yaş…
Yıllarca aynı ip üstünde çalışmış, cesaretle ihanet arasında gidip gelen bir salıncağın sınavında birbiriyle kaynaşmış iki trapezci gibi güvenle kenetlenmeli elleri…
‘Parkurun bütün zorluklarına rağmen dostluğumuzu koruyabildik, acıları birlikte göğüsleyebildik ya; yenildik sayılmayız’ diyebilmeli…
Issızlığın, yalnızlığın en koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız kısa ama ümit var bir yazıyı yüreğe benzer bir taşa bağlayıp birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz:
Ağlamaktan gözleriniz mi görmeyecek? Varsın görmesin!!! Gülmekten kalplerimiz kararacağına, bırakalım gözlerimiz kör olsun ağlamaktan. Ağlayıp da rahmet pınarlarına dönsün göz pınarlarımız. Kim bilir belki de Allah o gözlerden cennet ehline ab-ı kevser içirir. Ve der ki; “benim için ağlayan gözler cennetin rahmet çeşmeleridir. Ben o gözlerden cennet ehline vuslat şarabı içiririm” Evet, ağlamak çağrıdır sevgiliye, sessizce rahmetle… Ağlamak kesip yüreğini kanını feda etmektir sevgili uğruna. Ağlamak, anlamaktır sevgilinin sırrını. Gözyaşı cennettir. Dil ile susmak ama göz ile konuşmaktır ağlamak. Gözlerin dilidir gözyaşı. Ve Allah(c.c) çok iyi bilir gözyaşının dilini. Bu yüzden misafir olur ağlayan kalbe. İşte bundandır ağlayıp rahatlamamız. Gözyaşı rahmete çağrıdır. Allah’ın rahmet çağrısına rahmetle cevap vermektir ağlamak. Gözyaşı, rahmet geldin diye, yıkamaktır yolları nefsaniyetten. Cennetten esintidir gözyaşı. Ve ne mutlu bizlere ki, ağlayan bir resulün ümmetiyiz. Yaşarmayan gözden Allah’a sığınırım diyen Muhammedin ümmetiyiz. Bindörtyüz yıllık hasretin varisiyiz bizler.
I HAD AN XRAY TODAY AN THEY FOUND "U" IN MY HEART THEN I WAS TOLD IF THEY TAKE "U" OUT I WOULD DIE...SO UR STAYIN...SEND THIS TO EVERYBODY U LOVE INCLUDIN ME!!
"____@@@____@@@_______@@@@@ ________@@@__ ______@@_____@@@@@@@ ________@@___________@@__@@@______@@ ________@@____________@@@__________@@ __________@@________________________@@ ____@@@@@@_________@@@@@____________@@ __@@@@@@@@@______@@@@@@@____________@@ __@@____________@@@@@@@@___________@@ _@@____________@@@@@@@@@@_________@@ _@@____________@@@@@@@@@________@@@ _@@@___________@@@@@@@__________@@ __@@@@__________@@@@@_________@@ ____@@@@@@_______________________@@ _________@@_________________________@@ ________@@___________@@___________@@ ________@@@________@@@@@@@@@@@ _________@@@_____@@@_@@@@@@@ __________@@@@@@@ ___________@@@@@_@ ____________________@ ____________________@ _____________________@ ______________________@ ______________________@____@@@ ______________@@@@__@__@_____@ _____________@_______@@@___@@ ________________@@@____@_@@ ▒▒▒▒▒▒Make a friend, is a Gift ▒▒▒▒▒▒ ▒▒▒▒▒ Have a friend, is a Grace ▒▒▒▒▒ ▒▒▒▒ Maintain a friend, is a Virtue ▒▒▒▒ ▒▒▒▒But, having a Friend like YOU ▒▒▒▒ ▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒ is a ▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒ ▒▒▒▒▒▒▒▒ Great Blessing! ▒▒▒▒▒▒▒▒ ♥?♥?♥?♥?♥?♥?♥?♥?♥?♥?♥?♥?♥?♥?♥? ♥?♥?♥?♥?♥?♥?♥?♥?♥?♥?♥?♥?♥?♥?♥? Send this FLOWER to Everyone you care about including me if you care.(YOU KNOW I CARE) See how many times you get this, if you get a dozen you're loved..."
Kurban, kurban kesen insanın kulluğundaki sadakat ve teslimiyetinin bir nişanesidir. Kulun bedeni ibadetinin yanında, mali bir ibadetten de kaçınmadığını gösterir.
Kurban bayramı Namazından hemen sonra kurban kesen mü’min, “bedenimi Allah’a kulluğa sevkettiğim gibi malımı da Allah’a kulluk yolunda sarfederek hem beden hem de malımla kulluğumu ispat ediyorum” demek istiyor. Kelimenin manasından da anlaşılacağı gibi, kurban, kurban ibadetini yerine getiren Müslümana, Allah'a daha da yakın olma arzusu ve isteğiyle bu ibadeti gerçekleştiği için ilahi sevgiyi kazandırır.
Ferdi, cimrilikten, kişisel çıkarlardan, ihtiras ve maddecilikten uzaklaştırıp, Allah'ın cömertlik sıfatının tecellisine mazhar kılar.
Kişiyi topluma bağlar; komşu ve muhtaçlarla kaynaşma imkânını sağlar. Kişinin toplumda itibarını artırır.
Aileye huzur getirir; çocukların dimağlarında dinden ve dindarlıktan, yardımda bulunmaktan yana silinmez izler meydana getirir.
Aile ferdlerini hayırda, iyilikte, yardımda bulunmaya, fakirlerle ilgilenmeye alıştırır.
Toplumun samimi duygularla bütünleşmesine yardımcı olur. Rahmet meleklerinin dua ve istiğfarlarını artırır. Eve rahmet ve bereket inmesine sebep olur.
Kabirde huzur içinde yatmayı sağlar. Ahirette sahibine manevi bir binek ve sırattan geçmesine destek olur.
Hz. Peygamber (sav)’in güzel sünnetlerinden birini yerine getirmenin sevinç ve huzurunu tattırır. ve O'nun şefaatına vesile olur.
Zamanla anlıyor insan: 3-4 güne sıkışmış bir tatilden öte bir şey bayram... Hayata rastgele serpiştirilmiş ilahi ikramlar, kıymet bilen kullara her daim bayram yaşatır.
anlıyor insan: 3-4 güne sıkışmış bir tatilden öte bir şey bayram... Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan... Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir; sevmeninkini yalnızlık... Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır. Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp "Çok şükür bugünü de gördük" diyebilmek... Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır. Küsken barışmak, ayrıyken kavuşmak, suskunken konuşmak bayramdır.
Bir kitabı bitirmek, bir binayı bitirmek, bir okulu bitirmek, kâbuslu bir rüyayı, kodeste ağır cezayı bitirmek bayramdır. Yoğun bakımda sancılı geceyi ya da kangren olmuş bir ilişkiyi bitirmek de öyle... Vuslat da bayramdır öte yandan... Endişe içinde beklediğinden mektup almak, telefonda ansızın sesini duymak, deli gibi burnunda tütenin boynuna sarılmak bayramdır. En acıktığın anda dumanı tüten bir somunun köşesini bölmek, korktuğunda güvendiğine sarılabilmek, dara düştüğünde dost kapısını çalabilmek bayramdır. Bir sürpriz paketinden çıkan hediye, tatlı bir şekerlemede üstüne serilen battaniye, saçlarını müşfik bir sevgiyle okşayan anne bayramdır. "Ona güvenmiştim, yanılmamışım" sözü bayramdır. Hiç aldatmamış, aldanmamış olmak bayram...
Yeni bir sözcük öğrenmek, bir tünelin sonuna gelmek, müzmin bir işin kapısını çarpıp uzun bir yola çıkıvermek bayramdır. Zorluklara tek başına göğüs gerebilmek, gereğinde haksızlığın üstüne yalın kılıç yürüyebilmek bayramdır. Yeni eve asılan basma perdeler, alın teriyle kazanılmış ilk rızkın konduğu çerçeveler, yüklü bir borcun son taksiti ödenirken sıkılan eller bayramdır. Evde yalnızlığı noktalayan insan nefesi, akşam kapıda karşılayan yavuklu busesi, sevdalı bir elin tende gezmesi, nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi bayramdır. Sonrasında gelen ilk diş bayramdır, ilk söz bayram, ilk adım, ilk yazı, ilk karne bayram... Güne gülümseyerek başlamak bayramdır. "İyi ki yanımdasın" bayram, "Her şeyi sana borçluyum" bayram, "Hiç pişman değilim" bayram...
Evlatların mürüvvetini görebilmek, eve dolu bir torbayla gidebilmek, konu komşuyla yarenlik edebilmek, akşamları eskimeyen bir keyifle çay demleyebilmek bayramdır. Zamanı donduran eski fotoğraflara nedametsiz bakabilmek, altı çizilmiş eski kitapları aynı inançla okuyabilmek, yol arkadaşlarının yüzüne utanmadan bakabilmek bayramdır. Alnı açık yaşlanmak bayramdır; ulu bir çınar gibi ayakta ölebilmek bayram...
Bunların kadrini bilirseniz, kıymet bilmeyi öğrenirseniz her gününüz bayram olur. Meraklanmayın, öyledir diye size deli demezler. Deseler de böyle delilik, bayram artığı günlerdeki nankör akıllılıktan evladır. Her gününüz bayram olsun!..
Bayramdan önceki arafe gününde bin ihlas okumak. “Kim ki Arefe günü bin ihlas Sûresini okursa, kendi nefsini Allah’tan satın almış olur.” (Feyzü’l-Kadir). “Bizim memlekette eskide arefe gününde bin İhlas-ı Şerif okurduk. Ben şimdi bir gün evvel beşyüz ve arefede dahi beşyüz okuyabilirim. Kendine güvenen, birden okuyabilir.” (Bedîüzzaman, Şuâlar)
Ey bütün çiçeklerin,bütün bitkilerin,yerin,göklerin ve bütün Alemlerin Rabbi; Ben Senin yarattığın tohunlardan cansız bır tohumdum bir zamanlar. Sen bana can verdin. Dualarımı kabul ettin,beni bir çiçek yaptın. Bana kendi dilediğin gibi bir şekil verdin. Renklerle,desenlerle süsledin yüzümü. Bana bir koku sürdün,koklayanları mest eden. Güzellerden bir güzel yaptın,görenlere! gösterdin.
Senin verdiğin cazibeyle kuşları,böcekleri çağırdım kucağıma,dayanamadılar koştular.Onlara,Senin Rahmet çeşmelerinden şerbetler sundum Senin izninle. Birbirimize güldük,birbirimize sarıldık.el ele,kucak kucağa Sana şükrettik. Seni zikrettik günler boyunca. Nice kuşlar nice böceklerle tanıştım böylece.. Hepsiyle mutlu beraberliklerim oldu. Nihayet birgün... Beni bir mü’min kulun gördü,yanımdan geçiyordu,beni fark etti durdu,geri döndü eğildi. Yüzüme baktı uzun uzun,önce gözleriyle sonra elleriyle okşadı kokladı,kokladı. Bir öpücük kondurdu yanaklarıma ayrılmadan. “Ne güzel yaratılmış”dedi sessizce. İşte o an niçin var olduğumu anladım.melekler sardı etrafımızı ansızın. İmrenerek seyrettiler olup biteni. Görmediği Rabbine görmüş gibi inanan bir insanın yücelişini gördüler. Ve herşeyi en ince ayrıntısıyla kaydettiler. çekilen resimlerde bende vardım.
Ey dualara cevap veren Rabbim, Ben cansız bir tohumdum. Dualarımı kabul ettin,güzel bir çicek oldum. Senin Kudretinle canlandım,Senin Sanatınla süslendim,Senin Lutfünla güldüm. Şimdi bir duam daha kaldı mahşere sakladığım “Beni gören gözleri ateşte yakma Ya Rabbii!” ...alıntı... selam ve dua ile...
Ey bütün çiçeklerin,bütün bitkilerin,yerin,göklerin ve bütün Alemlerin Rabbi; Ben Senin yarattığın tohunlardan cansız bır tohumdum bir zamanlar. Sen bana can verdin. Dualarımı kabul ettin,beni bir çiçek yaptın. Bana kendi dilediğin gibi bir şekil verdin. Renklerle,desenlerle süsledin yüzümü. Bana bir koku sürdün,koklayanları mest eden. Güzellerden bir güzel yaptın,görenlere! gösterdin.
Senin verdiğin cazibeyle kuşları,böcekleri çağırdım kucağıma,dayanamadılar koştular.Onlara,Senin Rahmet çeşmelerinden şerbetler sundum Senin izninle. Birbirimize güldük,birbirimize sarıldık.el ele,kucak kucağa Sana şükrettik. Seni zikrettik günler boyunca. Nice kuşlar nice böceklerle tanıştım böylece.. Hepsiyle mutlu beraberliklerim oldu. Nihayet birgün... Beni bir mü’min kulun gördü,yanımdan geçiyordu,beni fark etti durdu,geri döndü eğildi. Yüzüme baktı uzun uzun,önce gözleriyle sonra elleriyle okşadı kokladı,kokladı. Bir öpücük kondurdu yanaklarıma ayrılmadan. “Ne güzel yaratılmış”dedi sessizce. İşte o an niçin var olduğumu anladım.melekler sardı etrafımızı ansızın. İmrenerek seyrettiler olup biteni. Görmediği Rabbine görmüş gibi inanan bir insanın yücelişini gördüler. Ve herşeyi en ince ayrıntısıyla kaydettiler. çekilen resimlerde bende vardım.
Ey dualara cevap veren Rabbim, Ben cansız bir tohumdum. Dualarımı kabul ettin,güzel bir çicek oldum. Senin Kudretinle canlandım,Senin Sanatınla süslendim,Senin Lutfünla güldüm. Şimdi bir duam daha kaldı mahşere sakladığım “Beni gören gözleri ateşte yakma Ya Rabbii!” ...alıntı... selam ve dua ile...