Kenan's profileKenan'ın TükkanıPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    December 10

    BİR YOLCUYA

    BİR YOLCUYA

     

    Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın,
    Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
    Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
    Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

     

    Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
    Gördüğüm bu tümsek, Anadolu’nda,
    İstiklal uğrunda, namus yolunda,
    Can veren Mehmed’in yattığı yerdir.

     

    Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
    Son vatan parçası geçerken ele,
    Mehmed’in düşmanı boğuldu sele,
    Mübarek kanını kattığı yerdir.

     

    Düşün ki, hasrolan kan, kemik, etin
    Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin,
    Bir harbin sonunda, bütün milletin,
    Hürriyet zevkini tattığı yerdir.

    NECMETTİN HALİL ONAN

     

    November 10

    Elini Vermiyor Hayat

     

    Elini Vermiyor Hayat

     

     

    Yerde kıvranan kalbimin üstünde dansediyor acılar
    koparıp göğsümden yerlere fırlattığım kalbimin
    kimse dönüp bakmıyor
    görmüyor ateşler içinde kıvrandığını kalbimin
    eğilip almıyor ateşler içinde
    yanıyor kalbim!
    kalbim ahhh!!!

    Yaprakları acılı rüzgarlada ürperen
    yorgun bir dağ lalesiyim bir yol başında
    yaralı ceylanların gözlerinde inliyor bedenim
    ruhum bir cellâtınki kadar soğuk ve tedirgin
    kirli bir hayatın karanlık odalarında
    mil çekiliyor gözlerime
    kör oluyorum!
    Dost bildiklerim hançerini saplıyor göğsüme
    yaralanıyor canevim
    kan damlıyor her yerimden
    yüreğimden
    ellerimden
    gözlerimden
    dudaklarımdan...
    ahhh!!!

     

     

    Zifir karası gecelerin acısı zaptediyor ruhumu
    kalbimin en ince sızısından vuruyor hayat
    ne güneş ısıtıyor üşüyen anılarımı artık
    ne de insanlardan kaçıp sığındığım tenhalar
    çıkmaz sokaklarda yitirdim yolumu, şaşkınım
    şimdi yüreğim çırpınan yaralı bir kuş gibi çaresiz
    kış kadar soğuk bedenim şimdi
    param parça her yerim
    bir ihanet sisinde yitirdim herşeyimi
    yıldızlar göz kırpmıyor , ay küs
    sisli geçen her gecenin ardından yağmuru

    bekliyorum ,

    Ah!!!

    Diyorum,
    keşke bende duygusuz yaşamayı becerebilseydim
    yalanlar sıralayabilseydim, yalanların ardından
    aç çocukların gözlerine bakıp utanmasaydım
    yanmasaydım bu kadar dünyanın acısına
    gözlerime perde çekip,

    unutabilseydim her olup biteni
    ihanetlere incitmeseydim yüreğimi bu kadar.

     

     

    Ey ömrüm ödedim borcunu acıların, azad eyle beni
    anladımki söz geçmiyor yüreğe tufandan sonra
    bağışlamıyor hayat yüreğiyle oynayanı
    el yordamıyla yürüyorum şimdi yürüdüğüm yerde
    yalanlardan örülmüş bir duvarın kenarından tutunarak,
    onurlulara mahsus acılı taşlara yürüyorum...
    bir sümüklüböceğin kabuğunu sürüklediği çaresizlikle
    sürüklüyorum bölük pörçük hayatımı ardımdan.

    Ey kalbe saplanan hançer
    ey ciğere işlenen kurşun
    bu yürek artık ağlamamalı,
    yanmamalı acılara bu kadar
    ağır geliyor onurlu bir ömrün çekilen yükü
    bir yanım deniz, bir yanım uçurum, bir yanım ateş
    yalnız bir yolcuyum meçhule giden dümensiz bir
    gemide
    gözlerimde kaç bin yıllık ah!
    yüzme bilmediğini bile bile denize atıyorum kalbimi
    alıp götürsün diye upuzun yanlızlıklara dalgalar.

     

     

    Yorgun bir dağ lalesinin hazin hikayesi hayatım
    yaşama sevincimi yıllar önce
    çiçekleri çiğnenen bir bahçede yitirdim
    ağrılar içindeyim şimdi ah! mavi kuş
    yorgunum, bitkinim, dargınım!
    elini vermiyor hayat!
    bir uçurum kenarında
    ha düştüm düşeceğim.

    Her gece bir yıldız kayıyor gözlerimden
    yüreğimden bir dilek sönüyor her gece
    bu yüzden hep yetimdir bir yanım
    bir yanım aşka ve acıya ayarlı.

     

     

    Enkaz oldum, toz oldum, duman oldum
    (*)"ben bu kahrı çeke çeke yoruldum"
    kara bir dumanla boğuluyorum şimdi
    şimdi kara gecelerin kör kelebeği gözlerim
    karanlıklar içindeyim dipsiz bir kuyuda
    dolunay
    bulutların arkasından
    bakar
    bakar
    darılır...

    Ben
    dolunaya
    bakar
    bakar
    utanırım...

    November 01

    Nerden Bileceksin ki…

    Nerden Bileceksin ki…

     

    Geldiğinde,
    Yetim bıraktığın yüreğimi iki parça göreceksin.
    Sol yanımı gözyaşında sel olmuş,
    Sağ yanımı kan içinde solmuş bulacaksın.
    Dayanamayacaksın sensiz bu halime.
    Hep acılarında sevgisine dayandığın
    Bu adamı yerinde bulamayacaksın...
    Çünkü sağlam olarak bıra

    ktığın o adamı
    Sensizlikte çökmüş ve yatalak bulacaksın .
    Yıkılır gibi olacaksın bir an,
    Ve yıkılacaksın.

    Yerden kalkarken
    Şarkımızın çalındığını fark edeceksin.
    Kızacaksın bana.
    Sen geldiğin için çalınıyor zannedeceksin.
    Nerden bileceksin ki,
    Gittiğin o günden beri
    Plaklarda hep aynı şarkının çalındığını
    Dudaklarımda hep isminin ıslandığını..
    Nerden bileceksin ki.

    Sonra yerde boş sigara paketlerini fark edeceksin
    “ Canımcım hani sen sigara içmezdin “ diye
    Mırıldanacak dudakların.
    Nerden bileceksin ki,
    Sensizlikte her gece
    Dudaklarımı ateşlere değdirip
    Yüreğimi hasretinde delice yaktığımı
    Umutlarımı rıhtımlara bıraktığımı
    Nerden bileceksin ki.

    Duvarlara ilişecek gözlerin.
    İsminin yazılı olduğunu fark edeceksin.
    Neden ismimi boyadın diye soracaksın.
    Ne yazık ki yine yanılacaksın.
    Nerden bileceksin ki,
    Sensizlikte her gece ismini
    Kanattığım dudaklarımla duvarlara yazdığımı.
    Unutsan da beni,
    Benim seni hiç unutamadığımı
    Nerden bileceksin ki..


     

    Sandalyeye oturacaksın onca acıdan sonra.
    Bir şiir dikkatini çekecek kâğıtların arasından
    Tek tek okuyacaksın satırlarını.

    “ Sensizlikte bile tek varlığımsın
    Kadere inat tek yaşama kaynağımsın
    Ve unuttuğun bu yürekte
    Hala unutamadığımsın.
    Ve sen...
    Sen benim tek Canımsın “

    Sessizce başladığın bu şiirin sonunu
    Gözyaşlarınla "sen " bitireceksin.
    Göz pınarların sel olup dolacak avuçlarına.
    Kelimeler düğümlenecek dudaklarında.
    İşte o an seni seviyorum
    Seni seviyorum Canım diye
    Delice bağırmak isteyeceksin...

    Ve yatağımdan yere düştüğümü fark edeceksin .
    Ölmemelisin diye yalvaracak yüreğin.
    Bir soluğumu arayacaksın bedenimde.
    Nefes alacağımı,
    Yaşayacağımı düşüneceksin.
    Ama yine yanılacaksın ;
    Çünkü ben çoktan yüreğinde
    Ölümü tatmış olacağım
    Ve nerden bileceksin ki;
    Ölüme bile giderken
    Son nefesimde
    Dudaklarımda ismini andığımı
    Acı çekerken bile
    Gözlerimi gözlerinden ayırmadığımı
    Nerden bileceksin ki...

    Ne yazık ki hep yanıldın canım.
    Ama sonunda
    Unutulsam da seni ölümüne sevdiğimi
    Ömür boyu hep seni beklediğimi
    Sensiz geçen günü ömür değil;
    Ölüm bildiğimi
    Geç olsan da anlayacaksın...

     


    Gittiğin gün ben ölmüştüm !

     

    Seni sevmenin tarif edilmez hazzını yaşarken, öpüşlerinin sarhoşluğunda teninde kaybolmuşken,bir gün aniden, GİTTİNN!!..öylece düşünmeden hesap bile vermeden GİTTİNN!!.. ve giderken beni diri diri mezara gömdün.

     

    Birtek şeyi merak ediyorum, MUTLUMUSUN???..ben diri diri mezara girmişken ve senden kalan acılara bulamışken bedenimin her hücresini, SENN evet sen !!MUTLUMUSUNN??...celladım olmaktan..

     

    Keşke keşke giderken bir kurşun sıksaydın ,ya da bir bıçak saplasaydın sırtımdan, bir defa ölürdümm!!!..

     

    Ama GİTTİN!!! ve,.ben her sabaha ölü olarak uyanıyorum..Ama seni sevmekten birgün bile vazgeçemiyorum, sana kin bile tutamıyorum Sensizlik bir mikrop gibi yürürken kanımla damarlarımda...

     

    Artık suskunum konuşmuyorum duvarlara ,küskünüm her baktığımda içimdeki seni gördüğüm aynalara, gözlerimdeki ışığımı kaybettim YAĞDIRDIĞIN YAĞMURLARDA…

     

    Gecelerim gözlerinin karanlığında , ay ışığın da kaybolmuş, yıldızlar yasını tutuyor, bana senin yasını tutacak bir BEN!! bile bırakmadın geride, söyle ne olur söyle!! MUTLUMUSUN??.. rahat uyuyor musun geceleri yatağında, gülüp eğleniyor musun benim cesedimi anımsadığın da ??....

     

    Cevabın yok demek…

     

    SUSS!!! o halde konuşma..

    Sen GİTTİN!!

    Ben ÖLDÜM!!...

    SEN!! …

    Mutlumusun ŞİMDİ??....

     

     

    October 17

    Sil Gözyaşlarımı

     

    Sil Gözyaşlarımı


    Hiç sevmedim kimseyi senin kadar....
    Yüreğim yanmadı hiç bu kadar..."

    Bir el bazen neleri ayakta tutabiliyor hiç düşündünüz mü ve neleri yıkabiliyor tek başına ? Bir eli tutmak bir insanı hayata bağlamakla eş değerde olabiliyorsa eğer bunun adı aşktır. Böyle bir eli tutmak hayatı bulmaktır belki de....

    Hiç sevmedim seni sevdiğim kadar dersin birine ve sonra onun arkasına dönüp gitmesini izlemek ne zordur. Bir eliyle hayata bağlamak bir eliyle o verdiği hayatı geri almak gibi... Bazen mecburu ayrılıklar mecburi acılar yaratır. Bile bile kapıyı aralık bırakırsın ve tüm yalnızlığın ve hüznün içeri dolmasına izin verirsin. Buna rağmen aklının bir köşesinde sonsuzluk vardır. Bitmedik , bitemez , bitmeyecek... Bir ömrü bir aşka adamaktır bu belki ve elbette yürek ister ayrıysan. Dönüş yolları geçilemeyecek kadar darsa bile bir umut koyup sol yanına beklersin hayatının ışığının o derin karanlıktan gelmesini. Zaman geçtikçe göremez olursun hiçbir şeyi gözlerinin buğusundan ve kalbinin karanlığından... Beklemek zordur eğer beklenen kalbinden çok uzakta ise...

    "Çok yalnızım, seninle bir yarım...

    Eğer elindeyse ne olur çal kapımı,
    Eğer yüreğindeysem ne olur sil göz yaşımı.."


    Bir hayatı kaybetmek bir elin sıcaklığını kaybetmekle eş değerse işte bu aşktır. Böyle bir eli kaybetmek ölmeden ölmektir. Ruhunu o sıcaklığa terk edersin o el senden uzaklaşırken. Ruhsuz bir beden ölmekten beterdir...

    Ne kadar umut edersen et korkular rahat bırakmaz aklını ve umudunu köreltir sonsuz telaşların o bekleyişte. İsyanın yükselir bastıramazsın çektiğin yalnızlığın en acımasız yanı canını yakmaya başlayınca. Tanrıya yalvarırsın son bir şans diye gerçekleşmeyeceğini bildiğin halde. Umudun ve benliğin avuçlarının arasından akıp gider. Ruhsuz, umutsuz ve benliksiz kalırsın bir başına. Zaman acımasızlaşır ağladıkça.

    "Gel... Korkuyorum... Nefes alamıyorum. Eğer hala dudaklarında ismim varsa gel... Sıcaklığın olmadan tutunamıyorum..."

    Hatanın üstüne hata ekleyerek yaşıyoruz. Bile bile kaçırdık belki de o treni. Beklemek için çok geç , vazgeçmek içinse çok erken. Bir ömre bedelse bile geç kalınmış bir mutluluktan vazgeçmiyorum. Verilen sözler unutulmamalı, ben unutmadım...

    "Eğer elindeyse ne olur çal kapımı,
    Eğer yüreğindeysem ne olur sil gözyaşımı...


     

     

     

     

    October 11

    İstanbul'a Dair

    Image Hosted by ImageShack.us

    CANIM İSTANBUL

     

    Ruhumu içimde eritip de kalıpta dondurmuşlar

    Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.

    İçimde tüten bir şey hava, renk, eda iklim

    O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.

    Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur

    Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.

    Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale

    Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.

    İstanbul benim canım

    Vatanım da vatanım...

    İstanbul, İstanbul...

    Tarihin gözleri var, surlarda delik delik

    Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...

    Bulutta şaha kalkmış Fatih’ten kalma kır at

    Pırlantadan kubbeler, belki  bir milyar kırat...

    Şahadet parmağıdır göğe doğru minare

    Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?

    Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet

    Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...

    O manayı bul da bul!

    İlle İstanbul dabul!

    İstanbul, İstanbul...

    Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği

    Çamlıca’ da, yerdedir göklerin derinliği.

    Oynak sular yalının alt katına misafir

    Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.

    Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,

    Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...

    Bir ses, bilemem tambur gibi mi, ud gibi mi?

    Cumbalı odalarda inletir "Kâtibimi"...

    Kadını keskin bıçak,

    Taze kan gibi sıcak.

    İstanbul, İstanbul...

    Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!

    Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...

    Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,

    Adada rüzgâr, uçan eteklerden sorumlu.

    Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından

    Hala çığlıklar gelir Topkapı Sarayı’ndan.

    Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar

    Güleni şöyle dursun, ağlayanı  bahtiyar...

    Gecesi sümbül kokan

    Türkçe’si bülbül kokan

    İstanbul, İstanbul...
     

    İstanbul Sen ve Ben
     
    İstanbul beklesin
    bir sabah yalın ayak çıkıp geleceğim
    çantamda sana yazdıklarım
    ve senden aldıklarım
    ensemde rüzgar serin serin
    seni İstanbul'da bekleyeceğim.
    anlattığında yüzümü kızartan
    dilimi duvarlaştıran hayallerinle
    dans edeceğim dalgaların musikisinde
    hapsettiğim ne varsa içimde haykıran
    çığlık çığlığa dökeceğim denize.
    İstanbul beklesin
    beklediğine değecek güzellikte olmalı vuslatımız
    sen hayalimdeki muhteşemliğinde
    ben düşlerindeki güzelliğimde olmalıyım
    kulağımı usul usul öpmeli sesin
    gözlerimiz kapalı buluşmalı alınlarımız.
    bilsem ki
    kavuşunca bozulmayacak büyümüz
    ne bir eksik ne bir fazla
    İster miyim
    İstanbul beklesin
    boğmak için bizi aşka
    ama
    zaman ağır gelmezse bu sevdaya
    buluşacağız mutlaka
    hiç hesapta değilken
    İstanbul
    sen
    ve
    ben.
     
    Yaren Bahar


    İstanbul'u Dinliyorum

     

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
    Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
    Yavaş yavaş sallanıyor
    Yapraklar ağaçlarda;
    Uzaklarda, çok uzaklarda,
    Sucuların hiç durmayan çıngırakları
    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Kuşlar geçiyor, derken;
    Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
    Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
    Bir kadının suya değiyor ayakları;
    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Serin serin Kapalıçarşı
    Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
    Güvercin dolu avlular
    Çekiç sesleri geliyor doklardan
    Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
    Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
    Dinmiş lodosların uğultusu içinde
    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Bir yosma geçiyor kaldırımdan;
    Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
    Bir şey düşüyor elinden yere;
    Bir gül olmalı;
    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
    Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
    Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
    Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
    Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
    Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
    İstanbul'u dinliyorum.

    ORHAN VELİ KANIK


    September 04

    Geberiyorum

    SENİ YAĞMURDAN SONRA SEVECEĞİM

     

    Şimdi git..
    Say ki, seninle içinden sevda geçen bir türkü söylemedik.. Say ki, gece mektuplarını, en güzel aşk şiirlerini beraber ezberlemedik. .
    Say ki, sevda trenini kaçırdığım durakta bir süre beraber beklemedik..
    Sen git..
    Ben gelemem bu yürekle..
    Ya da kal..
    Eylül yağmurlarını bekle..

     

     

    Seni yağmurdan sonra seveceğim..
    Saçlarıma ak düşmemiş halimle..
    Sen yaşlardayken. .
    Onsekizimde, yirmimde..
    Seni yağmurdan sonra seveceğim..
    Kaldırımların ıslak ve temiz haliyle..
    Yaşlı yüzüm delikanlı yüreğimle..
    Seni yağmurdan sonra seveceğim..
    Aşksız geçen onca yılı yakacağım..
    Sevda alevinde kendi ellerimle...

    Şimdi git..
    Say ki, seninle sahildeki çardakta hiç dondurma yemedik..
    Say ki, oturup konuştuğun yaşlı ve yabancı bir adamdı..
    Ve sevdadan hiç söz etmedik..
    Say ki, hiç gülmedik..
    Aynı şeyleri sevmedik..
    Ve yağmurdan sonra beraber yürümedik..
    Seni yağmurdan sonra seveceğim..
    Kimse bilmeyecek, herkesten gizleyeceğim. .
    Yağmurdan sonraki toprak kokusu olacak havada..
    Seninle gökkuşağının altından geçeceğim..
    Seni yağmurdan sonra seveceğim..
    Ve seni sevdiğimi kimseye söylemeyeceğim. .
    Belki bu dünya gözüyle gördüğüm son yağmur olacak..
    Islak kaldırımlarda sırılsıklam yürüyeceğim..
    Ben seni yağmurdan sonra seveceğim..
    Ve bir gün ölürsem yeşil gözlerinde öleceğim...
     


    Geberiyorum

     

    Kanar içimde bitmeyen aşklar

    Yanarım dağlarda ateşler gibi

    Hangi gün açıldı ki gonca güllerim

    Solgunum hazan yaprakları gibi

     

    Dört yanımı sarmış çıldırtan hazan

    Yaşanmadan kurumuş baharın bahçeleri

    Su misali geçiyor içimden zaman

    Alabildiğine coşkun, azgın bir nehir sanki...

     

    Özleminle yanıp tutuşunca göz bebeklerim

    Öylesine çözülür, öylesine dağılırım ki;

    Bunu ne ben anlatabilirim

    Ne de sen anlayabilirsin beni...

     

    Ortasındayım bitmeyen gecelerin

    Düşlerim korku dolu...

    İçimde her dakika tepinir durur

    Ayıpları, günahları yok sayan arzu

     

    Sensiz geceler simsiyah, karanlık

    Korkuyorum!..yolunu şaşırmış martı gibi

    Acı bir tebessüm oldu dudağımda ayrılık

    İçimdeki melekler ağlıyor şimdi...

     

    Zamansız acılarla çöktüm, yıkıldım

    Kök saldı içimde aşkın matemi

    Öyle kahırlı, öyle kederliyim ki;

    Sorma; yokluğundan geberiyorum gibi...

     


     

    Gülleri Sana Bırakıp Dikenlere Gidiyorum

     

     

    Gidiyorum

    bütün acılarımı vurup sırtıma

    umutları bırakıp başucuna

    ıtırları, menekşeleri, kır güllerini bırakıp

    şiirlerimi sarıp bohçama

    yüreğimin yangınına gidiyorum

    hoşça kal usulboylum, güzel gözlüm hoşça kal.

     

    Gidiyorum

    gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp

    yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum

    içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın

    sana kalsın bahar çiğdemleri, kır gelincikleri, kırk kanatlılar

    gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum.

     

    Gidiyorum

    başımda gam, gözlerimde nem

    bütün hatıraları bırakıp geride

    usulca çekip kapıyı ardımdan

    alıp başımı gidiyorum buralardan

    şafak sökmeden kimseler görmeden

    yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum

    sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için.

     

    Hoşça kal suyundan çimdiğim dere

    kana kana içtiğim pınar

    say ki yaşamadım bu yerlerde

    nazlı çiçeklerini okşamadım baharın

    bozguna uğramış bir bostanın hüznüyle

    bir yaprağın ürpertisine yazıp ömrümü

    çekip gidiyorum buralardan.

     

    Gidiyorum

    bir bilinmeze doğru

    hem yol, hem yolcu olmaya

    acılarımla baş başa kalmaya gidiyorum

    bütün yıldızları takıp kanatlarıma

    bir kelebek gibi özgür olmaya gidiyorum.

     

    Yüreğimin sızılarında damıttığım her şiiri bin kez öperek

    ve sökerek sevgiden yana ne varsa göğsümde

    gecelerin zifiri saçlarında kaybolmaya

    bir ceylanın gözlerinde ağlamaya gidiyorum.

     

    Bütün borçlarımı ödedim alacaklarımı erteledim

    artık ne diyecek bir sözüm kaldı sevdiklerime

    ne okuyacak bir şiirim

    gözlerimin içindeki iki damla gözyaşı gibi

    bakmadan ardımdaki uçurumlara

    alıp götürüyorum yüreğimdekileri de

    hoşça kal usulboylum, güzel gözlüm hoşça kal.

     

    Nuri CAN

     


     

    Hala Benimsin

    Bir ça
    ğlayan akar yüreğimden gözlerime
    A
    ğlamak istermisin bilmem
    Dinlersen sana söyleyeceklerimi
    Üzüntüden titreyen bedenine çare olamam

    Kaçan bak
    ışların arkasından izliyorum
    Belkide bakm
    ıyorum sana
    Gidenin ard
    ından ağıtlar yakmadım ben
    Bana verdi
    ği acıyı hissetmedim yüreğimden

    Gelip giden zaman misali kaybettim seni
    Gün do
    ğuşu gibi bitti verdiğin karanlık
    Y
    ıldızlar gibi tek tek kaybolurken
    Ben güne
    ş gibi doğdum sensizliğin içinden

    Ama sonunda yine geldi karanl
    ık
    Ben yine yaln
    ız yine sensiz....
    Kand
    ıramıyorum işte kimseyi....
    Hala can
    ımsın işte bir tanemsin benim

    August 15

    Gideceğini Bile Bile Sevdim Seni

    Var Git Gittiğin Yere

     

    Tebessümün ağlamaktan ziyade acı olduğunu sende yaşadım.,

    Yanan yüreğime acımaktan ziyade gülmeyi sende yaşadım..!

     

    Görmeden bilmede avareliği sende yaşadım.,

    Gelemeyeceğini bile bile beklemeyi sende yaşadım..!

     

    Ayrılırken bile seni seviyorum demeyi sende yaşadım.,

    Tatmadığım ölümün acısını ayrılırken sende yaşadım..!

     

    Nimetini görmeden sevmenin güzelliğini sende yaşadım.,

    Külfetin nimete eş değer olduğunu sende yaşadım..!

     

    Bendeki mühteşemliğini gidişinle sende yaşadım.,

    Umarsız çıkarsız sabırla beklemeyi sende yaşadım.,!

     

    Bu sevdan bendeki benide aştı canım Aşk'ım..,

    Zamansız gidişine bendeki Aşk'ınla bakakaldım..!

     

    Gecemi oldu güneşmi doğdu yıllarca bilmedim..,

    Seni varlığında değil yokluğunda ne çook sevdim..!

     

    Var git gittiğin yere selam olsun Aşk'ım..,

    Yokluğunda sevdanı yaşatmak benim And'ım..!

     

    Kenan SAYIN - 06 MAYIS 2001

     

    _________________________________________________________________________________________

     

    Yeter Artık, Yalan Söylemeyin Bana :'(

     

    Bıktım artık

    Yalan söylemeyin artık bana

    Bak bugün tam 365 gün oldu

    Söz verdiniz

    Yeter

    Yeter artık

    Dayanamıyorum

    Dayanacak gücüm kalmadı

    Ruhum daralıyor

    Bu kaçıncı aldatılış

    Ne olur bana yalan söylemeyin

    Doğruyu söyleyin

    Kızarsam namert olayım

    Bir kere öldürün

    365 gündür her gün ölüyorum ben

    Siz de hiç mi insaf yok

    Ne diyeyim size

    Allah sizinle beni, en kısa zamanda karşılaştırsın

    Ya bu dünyada, ya ebedi alemde

    Sizden de bıktım, yalanlarınızdan da

    Hiç mi acımazsınız

    Neden yalan söylersiniz

    Dayanamıyorum

    Olmasın artık istemiyorum sizi

    Yalanlarınız da sizin olsun

    Elbet bunun hesabı görülecek

    Bu kaçıncı yıkılış

    Bilmiyorum.

    Ne olur Allah'ım

    Bir tek sen yardımcımsın

    Sen ne dersen o olur

    Bıktım artık

    Aldatılmaktan

    Yıkılmaktan

    Yalanlardan

    Dolanlardan

    Tutulmayan sözlerden

    İsyan etmiyorum ama

    Neden ben, Neden ?

    Anlamıyorum,

    Anlayamıyorum.

    Beklemekten sıkıldım

    Beklemekten yoruldum

     

    Allah'ım sana muhtacım, sen bana yardım et.

    Dayanacak gücüm kalmadı.

    Dayanma gücü ver.............

     

    ____________________________________________________________________________________________________

     

    Hani Sen Geleceksin ya

     

    Gözlerim parlar

    Tatlı bir heyecan sarar

    Seni her gördüğümde

    hani sen geleceksin ya

     

    İster bir deniz kıyısında

    İster Taksimde  eski bir  cafe’de

    Yada Ortaköyde bir barda

    Nerede olursa olsun

     

    Hani sen geleceksinya

    Sen geleceksin ya;

     

    İşte ozaman;

    Bir şiir  dudaklarımda…

    Sonra şarkı olur kendince

    Hani sen gelceksinya

     

    Ormanda kaybolan kuş gibi

    Korkuyla sarar içimi

    Kalbimi elime alırım

    Korkarım biraz

    Ya gelemezsen?

     

    Sığınırken kollarına

    Biraz telaşlı,

    Biraz ürkektir halim

    Soluğum kesilir,

    Nefes alamam

    Fırtınada;

    Deli dalgalarda boğuşan

    Üç direkli yelkenli olurum …

    Hani Sen Geleceksinya…

    ________________________________________________________________________

     

    Gideceğini Bile Bile Sevdim Seni

     

     

    Önce gönderdiğin bir resmi sevdim
    Siyah-beyaz, oysa renklerini gördüm tek tek
    Kırmızıyı , maviyi , yeşili, pembeyi ve gökyüzünü kıskandıracak beyazı gördüm

    Sonra bakışlarını sevdim. Yüreğime işleyen bakışlarını
    Beni sana mahkum eden gözlerinin esiri oldum
    Her baktığımda biraz daha senin oldum
    Suyum ve aşım sen oldun….
    Sonra bana dokunmanı sevdim…
    Yandım her dokunduğunda biraz daha teninde yandım….

    Sonra gülüşünü içimi ısıtan gülüşünü
    Sonra rüzgarla savrulan mis kokulu saçlarını sevdim….

    Bir an geldi artık hayat sen oldun…
    Aynaya baktığımda bir serseri gördüm hep seni seven bir serseri
    Sonra yaşadığın şehri sevdim bu sevdiğim şehirden gidecek kadar…..

    Ve anladım ki ben sadece sevdim…
    Hissettim ilk kez canımın yandığını ,,
    İlk kez aciz olduğumu.

    Ben seven, sen sevilen işte karşında bir çocuktan ne farkım vardı ki…
    Gideceğini bile bile sevdim seni..


    Bir ömür hasretinle yaşasam da
    Bir anın seninle geçecek bir anın mutluluğu için yinede sevdim seni…

    Ve gittin sevgime inanmadığını söyledin…
    Gideceğini başından beri bile bile sevdim seni…
    Kalbime düşen bu ilk ateşle yaktın beni..
    Ben yanmayı seçtim sen ise yakmayı
    Ben sevmeyi sen sevilmeyi seçtin…

    Pes ettin dedin ben ise en büyük savaşları göze aldım bir kez bana güvenmen için
    Ben sevdim sen ise bana güvenmedin……
    Ve sen gittin…….

    Sevgim aciz ben çaresiz….
    Oysa sana söyleyecek kelimelerim
    Sana gösterecek hayallerim vardı sana dair….

    Gözlerin önce gözlerimden kaçtı
    Sonra sesin soğudu
    Ellerin buz kesti

    Oysa gitme kal demek
    Dur yapma demek isterdim
    Ama bir kez bir kez olsun sana duyduğum sana beslediğim sevgime inandın mı……

    Anladım sadece benim seni sevmemi sevdin….
    Ve ağzımdan dökülmesini istediğim KADINIM yine yarım kaldı……..

    öylesine

    Yürektir Konuşan

     

    Kocaman bir karışıklığın içine düştüğümde,
    Doğrulardan da, yanlışlardan da vazgeçtiğimde...

    Durduğumda, bir yere gitmediğimde
    Ya da arkama dönüp bakmadığımda, son sürat uzaklaştığımda...

    Dört yanıma yüksek duvarlar örüp,
    ayaklarıma kalın zincirler bağladığımda,
    Ya da duvarlarımı yıkıp boşluğa ağladığımda,

    Soracak sorum, aradığım cevap varken,
    kımıldayacak gücüm olmadığında...

    Öylece kalakaldığımda yani.
    Öylece... Kalakaldığımda...

    Körfez'den esen rüzgara yüzümü vermek,
    Marmara’yı uçurmak, billur yapıp savurmak ve
    mutlaka serinlemek gibidir bir dostla konuşmak.

    Bu ne büyük bir nimettir...

    Hani bir "gel"inize bakar yanınızda olmak için.
    Belki konuşmak, belki saatlerce susmak için.
    "Var”dır.

    Bilirsiniz.
    "iki eli kızıl kanda olsa" çıkıp gelecektir, eminsinizdir.

    Bunu bildiğinizden hayat üstünüze, üstünüze geldiğinde,
    kirpi gibi dikenlerini çıkarmak, kaplumbağa gibi kabuğuna çekilmek
    ya da derin su balıkları gibi
    en derinlerde bir kaya dibine gizlenmek yerine;

    Dosta sığınır insan.

    O yüzden "iyi ki varsın" dendiğinde,
    dudaklar değil, yürektir konuşan.

     

     

    "İYİ Kİ VARSIN"

     

    ________________________________________________________________________________

     

     

    YOKLUĞUNDA
    En çok sana benzemeyenler hatırlatıyor seni
    En çok senin gibi sevemeyenler özletiyor seni
    Senin gibi bakamayınca hiç kimse
    Sana düşüyor yüreğim
    Bakışların aklıma geliyor
    Simdi başka gözlere dolan bakışlarını anımsıyorum
    İçimi derin bir yokluk sarıyor
    Senin gibi bakamayan gözlerde düşüyorum hasrete
    En çok senin gibi sevemediklerimde
    Anlıyorum seni ne kadar sevdiğimi
    Titremeyince yüreğim
    Akmayınca kanım deli
    Yanmayınca tenim sende yandığı gibi
    Anlıyorum seni ne kadar sevdiğimi
    Anlıyorum kimseyi senin kadar sevemeyeceğimi
    En çok senin kadar özlemediklerimde anlıyorum hasretini
    Saymayınca saatleri
    Beklemeyince güneşin doğumunu
    Umut bağlamayınca gelecek yeni güne
    Anlıyorum seni ne kadar özlediğimi
    Anlıyorum sana ne kadar muhtaç olduğumu
    ve yalnızlığım
    En çok senden başkasında olduğum zaman
    Vuruyor darbesini
    Sarılıp da ellerine ısınmayınca ellerim
    ve yatağımda bir başka tenle
    Hasret türküleri mırıldanınca
    Vuruyor hasretin yüreğime
    Anlıyorum o zaman
    Anlıyorum yokluğunu
    Anlıyorum kimse senin gibi olamaz
    Anlıyorum sevemeyeceğim kimseyi
    Seni sevdiğim kadar
    Anlıyorum sonsuz aşk vardır
    ve o sensin
    Sonsuz sevdamın çiçeği
    Anlıyorum sonsuz aşkım beslenecek
    Avuntu aşklarla
    Seni ancak yokluğunda sevebileceğim
    Başka sevdanın kollarında bile olsam
    Bir senin olacağım…
     
    Gassan Satar
     

    ________________________________________________________________________________

     

     

    Seni Görüyorum Düşlerimde

    Seni görüyorum düşlerimde 
    Yanımdasın; 
    Ellerini tutuyorum sımsıkı 
    Gözlerine bakıyorum sıcacık 
    İçim ısınıyor senin yanında 
    Sanki kuşlar bizim için şarkı söylüyor 
    Dans ediyorlar etrafımızda 
    Başımı omuzuna dayıyorum; 
    Sarhoş olmuş gibiyim 
    Başım dönüyor 
    Bulutların üzerinden izliyorum dünyayı 
    Seninle dünya o kadar güzel görünüyor ki gözüme 
    İnanamıyorum.. . 
    Hiç uyanmak istemiyorum 
    Bu büyünün bozulmasından korkuyorum belki 
    Masmavi bir deniz uzanıyor önümüzde 
    Yanımda sen varsın düşlerimde 
    Soğuk, boş ve karanlık bir odada uyanıyorum sonra 
    Bakıyorum ama yoksun 
    Kalbim kanıyor 
    Canım çok yanıyor 
    Hasretin altın saplı hançer olmuş 
    Saplanmış yüreğime 
    ölüyorum.... 
    Başım dönüyor aşkım 
    Gözlerim kararıyor 
    Zaten sensiz karanlık değil miydi? 
    Nefes alamıyorum aşkım 
    Sensiz hiç nefes almadım ki 
    Hasretin öldürüyor beni 
    Çok canım yanıyor bir tanem 
    Kalbimi söküp atmak istiyorum 
    Bu acı dinsin diye 
    Onda da sen varsın yapamıyorum 
    Ruhumda, bedenimde,yürü düğüm yolda, 
    Gördüğüm her şeyde 
    Duyduğum her sözde sen varsın 
    Düşüyorum bir tanem 
    Artık sensizliğe dayanamıyorum 
    Avutmuyor hayalin 
    Sıcaklığın olmayınca 
    Üşüyorum,ölüyorum... 

    Yeşim Erdoğdu

     

    ________________________________________________________________________________

     

    Başım Gözüm Üstüne

    Senden başka yar bilmem ömür boyu gözüme,
    Bak de yeter bakarım başım gözüm üstüne.
    İster aşk denizine ister hicran gölüne,
    Ak de yeter akarım başım gözüm üstüne.

    Yılda bir olsa bile seviyorum de hele,
    Senden gelmişse eğer sefadır bana çile,
    Yalnız kalbimi değil koca dünyayı bile,
    Yak de yeter yakarım başım gözüm üstüne.

    Yeter ki sen bekle de hiç kalır sabır taşı,
    Küçük bir umut bile olur gönül yoldaşı,
    Razıyım ömür boyu gece gündüz gözyaşı,
    Dök de yeter dökerim başım gözüm üstüne.

    Biliyorum bu aşkın yalnız sensin galibi,
    Her derdine razıyım çıkmasın tek talibi,
    Varsın yağmur yağmasın sen iste şimşek gibi,
    Çak de yeter çakarım başım gözüm üstüne.

    Tek söz etmem bu sevda vursa beni her yandan,
    Tanrım beni korusun benden bıktığın andan,
    Ne kadar sevsem bile bir gün olur dünyandan,
    Çık de yeter çıkarım başım gözüm üstüne.

    Biliyorum sevgili gönlünde yerim gurbet,
    İster sılaya çağır ister her gün sürgün et,
    Sen mutlu ol bir tanem ben ömür boyu hasret,
    Çek de yeter çekerim başım gözüm üstüne.

    Seni bu kadar sevmek yalnız benim günahım,
    Hiç şikâyet ettim mi bir gün çıktı mı ahım,
    Bir elimde yüreğim bir elimde silahım,
    Sık de yeter sıkarım başım gözüm üstüne.

    Şevki Dinçal

    ________________________________________________________________________________

    August 04

    KAFKASYA DİLE GELDİ

    KAFKASYA DİLE GELDİ

    Ben Kafkasyayım, ben Çeçenistanım
    Ağlar yurdumda islamın sancağı
    İstiklal diye haykırır topraklarım
    Saklarım bağrımda düşman yanığı

    Ben Kafkasyada açan çiçeğim
    Savaşın önünde olacağım engel
    Barış rüzgârına tohum vereceğim
    Değmesin yaprağıma yabancı el

    Ben Kafkasyada yanık bir ezgiyim
    Mızıka arkadaşım kaval yoldaşım
    Bazen çeçenim bazen lezgiyim
    Eskimedi benim bin yıllık yaşım

    Ben Kafkasya'nın sarp çetin kalesi
    Ahılgohta yıkıldım surhayda örüldüm
    Üzerimde söylendi şahadet namesi
    Bir ölüp binlerce gelenler gördüm

    Ben Kafkasın imamlarından Şamil
    Özgür yüreğimle sardım vatanı
    İslamın zaferine oldum nail
    Size bıraktım ilahi davamı