|
|
December 10
|
BİR YOLCUYA
|
|
Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın, Bu toprak, bir devrin battığı yerdir. Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın, Bir vatan kalbinin attığı yerdir.
Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda, Gördüğüm bu tümsek, Anadolu’nda, İstiklal uğrunda, namus yolunda, Can veren Mehmed’in yattığı yerdir.
Bu tümsek, koparken büyük zelzele, Son vatan parçası geçerken ele, Mehmed’in düşmanı boğuldu sele, Mübarek kanını kattığı yerdir.
Düşün ki, hasrolan kan, kemik, etin Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin, Bir harbin sonunda, bütün milletin, Hürriyet zevkini tattığı yerdir.
|
|
NECMETTİN HALİL ONAN
| November 10
|
Elini Vermiyor Hayat
|
|
|
|
Yerde kıvranan kalbimin üstünde dansediyor acılar koparıp göğsümden yerlere fırlattığım kalbimin kimse dönüp bakmıyor görmüyor ateşler içinde kıvrandığını kalbimin eğilip almıyor ateşler içinde yanıyor kalbim! kalbim ahhh!!!
|
|
Yaprakları acılı rüzgarlada ürperen yorgun bir dağ lalesiyim bir yol başında yaralı ceylanların gözlerinde inliyor bedenim ruhum bir cellâtınki kadar soğuk ve tedirgin kirli bir hayatın karanlık odalarında mil çekiliyor gözlerime kör oluyorum! Dost bildiklerim hançerini saplıyor göğsüme yaralanıyor canevim kan damlıyor her yerimden yüreğimden ellerimden gözlerimden dudaklarımdan... ahhh!!!
|
|
|
|
Zifir karası gecelerin acısı zaptediyor ruhumu kalbimin en ince sızısından vuruyor hayat ne güneş ısıtıyor üşüyen anılarımı artık ne de insanlardan kaçıp sığındığım tenhalar çıkmaz sokaklarda yitirdim yolumu, şaşkınım şimdi yüreğim çırpınan yaralı bir kuş gibi çaresiz kış kadar soğuk bedenim şimdi param parça her yerim bir ihanet sisinde yitirdim herşeyimi yıldızlar göz kırpmıyor , ay küs sisli geçen her gecenin ardından yağmuru
bekliyorum ,
|
|
Ah!!!
Diyorum, keşke bende duygusuz yaşamayı becerebilseydim yalanlar sıralayabilseydim, yalanların ardından aç çocukların gözlerine bakıp utanmasaydım yanmasaydım bu kadar dünyanın acısına gözlerime perde çekip,
unutabilseydim her olup biteni ihanetlere incitmeseydim yüreğimi bu kadar.
|
|
|
|
Ey ömrüm ödedim borcunu acıların, azad eyle beni anladımki söz geçmiyor yüreğe tufandan sonra bağışlamıyor hayat yüreğiyle oynayanı el yordamıyla yürüyorum şimdi yürüdüğüm yerde yalanlardan örülmüş bir duvarın kenarından tutunarak, onurlulara mahsus acılı taşlara yürüyorum... bir sümüklüböceğin kabuğunu sürüklediği çaresizlikle sürüklüyorum bölük pörçük hayatımı ardımdan.
|
|
Ey kalbe saplanan hançer ey ciğere işlenen kurşun bu yürek artık ağlamamalı, yanmamalı acılara bu kadar ağır geliyor onurlu bir ömrün çekilen yükü bir yanım deniz, bir yanım uçurum, bir yanım ateş yalnız bir yolcuyum meçhule giden dümensiz bir gemide gözlerimde kaç bin yıllık ah! yüzme bilmediğini bile bile denize atıyorum kalbimi alıp götürsün diye upuzun yanlızlıklara dalgalar.
|
|
|
|
Yorgun bir dağ lalesinin hazin hikayesi hayatım yaşama sevincimi yıllar önce çiçekleri çiğnenen bir bahçede yitirdim ağrılar içindeyim şimdi ah! mavi kuş yorgunum, bitkinim, dargınım! elini vermiyor hayat! bir uçurum kenarında ha düştüm düşeceğim.
|
|
Her gece bir yıldız kayıyor gözlerimden yüreğimden bir dilek sönüyor her gece bu yüzden hep yetimdir bir yanım bir yanım aşka ve acıya ayarlı.
|
|
|
|
Enkaz oldum, toz oldum, duman oldum (*)"ben bu kahrı çeke çeke yoruldum" kara bir dumanla boğuluyorum şimdi şimdi kara gecelerin kör kelebeği gözlerim karanlıklar içindeyim dipsiz bir kuyuda dolunay bulutların arkasından bakar bakar darılır...
|
|
Ben dolunaya bakar bakar utanırım...
|
|
November 01
|
Nerden Bileceksin ki…
|
|
|
Geldiğinde, Yetim bıraktığın yüreğimi iki parça göreceksin. Sol yanımı gözyaşında sel olmuş, Sağ yanımı kan içinde solmuş bulacaksın. Dayanamayacaksın sensiz bu halime. Hep acılarında sevgisine dayandığın Bu adamı yerinde bulamayacaksın... Çünkü sağlam olarak bıra
ktığın o adamı Sensizlikte çökmüş ve yatalak bulacaksın . Yıkılır gibi olacaksın bir an, Ve yıkılacaksın.
Yerden kalkarken Şarkımızın çalındığını fark edeceksin. Kızacaksın bana. Sen geldiğin için çalınıyor zannedeceksin. Nerden bileceksin ki, Gittiğin o günden beri Plaklarda hep aynı şarkının çalındığını Dudaklarımda hep isminin ıslandığını.. Nerden bileceksin ki.
Sonra yerde boş sigara paketlerini fark edeceksin “ Canımcım hani sen sigara içmezdin “ diye Mırıldanacak dudakların. Nerden bileceksin ki, Sensizlikte her gece Dudaklarımı ateşlere değdirip Yüreğimi hasretinde delice yaktığımı Umutlarımı rıhtımlara bıraktığımı Nerden bileceksin ki.
Duvarlara ilişecek gözlerin. İsminin yazılı olduğunu fark edeceksin. Neden ismimi boyadın diye soracaksın. Ne yazık ki yine yanılacaksın. Nerden bileceksin ki, Sensizlikte her gece ismini Kanattığım dudaklarımla duvarlara yazdığımı. Unutsan da beni, Benim seni hiç unutamadığımı Nerden bileceksin ki..
|
Sandalyeye oturacaksın onca acıdan sonra. Bir şiir dikkatini çekecek kâğıtların arasından Tek tek okuyacaksın satırlarını.
“ Sensizlikte bile tek varlığımsın Kadere inat tek yaşama kaynağımsın Ve unuttuğun bu yürekte Hala unutamadığımsın. Ve sen... Sen benim tek Canımsın “
Sessizce başladığın bu şiirin sonunu Gözyaşlarınla "sen " bitireceksin. Göz pınarların sel olup dolacak avuçlarına. Kelimeler düğümlenecek dudaklarında. İşte o an seni seviyorum Seni seviyorum Canım diye Delice bağırmak isteyeceksin...
Ve yatağımdan yere düştüğümü fark edeceksin . Ölmemelisin diye yalvaracak yüreğin. Bir soluğumu arayacaksın bedenimde. Nefes alacağımı, Yaşayacağımı düşüneceksin. Ama yine yanılacaksın ; Çünkü ben çoktan yüreğinde Ölümü tatmış olacağım Ve nerden bileceksin ki; Ölüme bile giderken Son nefesimde Dudaklarımda ismini andığımı Acı çekerken bile Gözlerimi gözlerinden ayırmadığımı Nerden bileceksin ki...
Ne yazık ki hep yanıldın canım. Ama sonunda Unutulsam da seni ölümüne sevdiğimi Ömür boyu hep seni beklediğimi Sensiz geçen günü ömür değil; Ölüm bildiğimi Geç olsan da anlayacaksın... |
Gittiğin gün ben ölmüştüm !
Seni sevmenin tarif edilmez hazzını yaşarken, öpüşlerinin sarhoşluğunda teninde kaybolmuşken,bir gün aniden, GİTTİNN!!..öylece düşünmeden hesap bile vermeden GİTTİNN!!.. ve giderken beni diri diri mezara gömdün.
Birtek şeyi merak ediyorum, MUTLUMUSUN???..ben diri diri mezara girmişken ve senden kalan acılara bulamışken bedenimin her hücresini, SENN evet sen !!MUTLUMUSUNN??...celladım olmaktan..
Keşke keşke giderken bir kurşun sıksaydın ,ya da bir bıçak saplasaydın sırtımdan, bir defa ölürdümm!!!..
Ama GİTTİN!!! ve,.ben her sabaha ölü olarak uyanıyorum..Ama seni sevmekten birgün bile vazgeçemiyorum, sana kin bile tutamıyorum Sensizlik bir mikrop gibi yürürken kanımla damarlarımda...
Artık suskunum konuşmuyorum duvarlara ,küskünüm her baktığımda içimdeki seni gördüğüm aynalara, gözlerimdeki ışığımı kaybettim YAĞDIRDIĞIN YAĞMURLARDA…
Gecelerim gözlerinin karanlığında , ay ışığın da kaybolmuş, yıldızlar yasını tutuyor, bana senin yasını tutacak bir BEN!! bile bırakmadın geride, söyle ne olur söyle!! MUTLUMUSUN??.. rahat uyuyor musun geceleri yatağında, gülüp eğleniyor musun benim cesedimi anımsadığın da ??....
Cevabın yok demek…
SUSS!!! o halde konuşma..
Sen GİTTİN!!
Ben ÖLDÜM!!...
SEN!! …
Mutlumusun ŞİMDİ??....
October 17
Sil Gözyaşlarımı
Hiç sevmedim kimseyi senin kadar.... Yüreğim yanmadı hiç bu kadar..."
Bir el bazen neleri ayakta tutabiliyor hiç düşündünüz mü ve neleri yıkabiliyor tek başına ? Bir eli tutmak bir insanı hayata bağlamakla eş değerde olabiliyorsa eğer bunun adı aşktır. Böyle bir eli tutmak hayatı bulmaktır belki de....
Hiç sevmedim seni sevdiğim kadar dersin birine ve sonra onun arkasına dönüp gitmesini izlemek ne zordur. Bir eliyle hayata bağlamak bir eliyle o verdiği hayatı geri almak gibi... Bazen mecburu ayrılıklar mecburi acılar yaratır. Bile bile kapıyı aralık bırakırsın ve tüm yalnızlığın ve hüznün içeri dolmasına izin verirsin. Buna rağmen aklının bir köşesinde sonsuzluk vardır. Bitmedik , bitemez , bitmeyecek... Bir ömrü bir aşka adamaktır bu belki ve elbette yürek ister ayrıysan. Dönüş yolları geçilemeyecek kadar darsa bile bir umut koyup sol yanına beklersin hayatının ışığının o derin karanlıktan gelmesini. Zaman geçtikçe göremez olursun hiçbir şeyi gözlerinin buğusundan ve kalbinin karanlığından... Beklemek zordur eğer beklenen kalbinden çok uzakta ise...
"Çok yalnızım, seninle bir yarım...
Eğer elindeyse ne olur çal kapımı, Eğer yüreğindeysem ne olur sil göz yaşımı.."
Bir hayatı kaybetmek bir elin sıcaklığını kaybetmekle eş değerse işte bu aşktır. Böyle bir eli kaybetmek ölmeden ölmektir. Ruhunu o sıcaklığa terk edersin o el senden uzaklaşırken. Ruhsuz bir beden ölmekten beterdir...
Ne kadar umut edersen et korkular rahat bırakmaz aklını ve umudunu köreltir sonsuz telaşların o bekleyişte. İsyanın yükselir bastıramazsın çektiğin yalnızlığın en acımasız yanı canını yakmaya başlayınca. Tanrıya yalvarırsın son bir şans diye gerçekleşmeyeceğini bildiğin halde. Umudun ve benliğin avuçlarının arasından akıp gider. Ruhsuz, umutsuz ve benliksiz kalırsın bir başına. Zaman acımasızlaşır ağladıkça.
"Gel... Korkuyorum... Nefes alamıyorum. Eğer hala dudaklarında ismim varsa gel... Sıcaklığın olmadan tutunamıyorum..."
Hatanın üstüne hata ekleyerek yaşıyoruz. Bile bile kaçırdık belki de o treni. Beklemek için çok geç , vazgeçmek içinse çok erken. Bir ömre bedelse bile geç kalınmış bir mutluluktan vazgeçmiyorum. Verilen sözler unutulmamalı, ben unutmadım...
"Eğer elindeyse ne olur çal kapımı, Eğer yüreğindeysem ne olur sil gözyaşımı...
October 11
CANIM İSTANBUL
Ruhumu içimde eritip de kalıpta dondurmuşlar
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten bir şey hava, renk, eda iklim
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.
İstanbul benim canım
Vatanım da vatanım...
İstanbul, İstanbul...
Tarihin gözleri var, surlarda delik delik
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
Bulutta şaha kalkmış Fatih’ten kalma kır at
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?
Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...
O manayı bul da bul!
İlle İstanbul dabul!
İstanbul, İstanbul...
Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği
Çamlıca’ da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
Bir ses, bilemem tambur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir "Kâtibimi"...
Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul, İstanbul...
Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgâr, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı Sarayı’ndan.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...
Gecesi sümbül kokan
Türkçe’si bülbül kokan
İstanbul, İstanbul...
İstanbul Sen ve Ben
İstanbul beklesin
bir sabah yalın ayak çıkıp geleceğim
çantamda sana yazdıklarım
ve senden aldıklarım
ensemde rüzgar serin serin
seni İstanbul'da bekleyeceğim.
anlattığında yüzümü kızartan
dilimi duvarlaştıran hayallerinle
dans edeceğim dalgaların musikisinde
hapsettiğim ne varsa içimde haykıran
çığlık çığlığa dökeceğim denize.
İstanbul beklesin
beklediğine değecek güzellikte olmalı vuslatımız
sen hayalimdeki muhteşemliğinde
ben düşlerindeki güzelliğimde olmalıyım
kulağımı usul usul öpmeli sesin
gözlerimiz kapalı buluşmalı alınlarımız.
bilsem ki
kavuşunca bozulmayacak büyümüz
ne bir eksik ne bir fazla
İster miyim
İstanbul beklesin
boğmak için bizi aşka
ama
zaman ağır gelmezse bu sevdaya
buluşacağız mutlaka
hiç hesapta değilken
İstanbul
sen
ve
ben.
Yaren Bahar
İstanbul'u Dinliyorum
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı Önce hafiften bir rüzgar esiyor; Yavaş yavaş sallanıyor Yapraklar ağaçlarda; Uzaklarda, çok uzaklarda, Sucuların hiç durmayan çıngırakları İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Kuşlar geçiyor, derken; Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık. Ağlar çekiliyor dalyanlarda; Bir kadının suya değiyor ayakları; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Serin serin Kapalıçarşı Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa Güvercin dolu avlular Çekiç sesleri geliyor doklardan Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Başımda eski alemlerin sarhoşluğu Loş kayıkhaneleriyle bir yalı; Dinmiş lodosların uğultusu içinde İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir yosma geçiyor kaldırımdan; Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar. Bir şey düşüyor elinden yere; Bir gül olmalı; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir kuş çırpınıyor eteklerinde; Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum; Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum; Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından Kalbinin vuruşundan anlıyorum; İstanbul'u dinliyorum.
ORHAN VELİ KANIK
September 04
SENİ YAĞMURDAN SONRA SEVECEĞİM
Şimdi git.. Say ki, seninle içinden sevda geçen bir türkü söylemedik.. Say ki, gece mektuplarını, en güzel aşk şiirlerini beraber ezberlemedik. . Say ki, sevda trenini kaçırdığım durakta bir süre beraber beklemedik.. Sen git.. Ben gelemem bu yürekle.. Ya da kal.. Eylül yağmurlarını bekle..
Seni yağmurdan sonra seveceğim.. Saçlarıma ak düşmemiş halimle.. Sen yaşlardayken. . Onsekizimde, yirmimde.. Seni yağmurdan sonra seveceğim.. Kaldırımların ıslak ve temiz haliyle.. Yaşlı yüzüm delikanlı yüreğimle.. Seni yağmurdan sonra seveceğim.. Aşksız geçen onca yılı yakacağım.. Sevda alevinde kendi ellerimle...
Şimdi git.. Say ki, seninle sahildeki çardakta hiç dondurma yemedik.. Say ki, oturup konuştuğun yaşlı ve yabancı bir adamdı.. Ve sevdadan hiç söz etmedik.. Say ki, hiç gülmedik.. Aynı şeyleri sevmedik.. Ve yağmurdan sonra beraber yürümedik.. Seni yağmurdan sonra seveceğim.. Kimse bilmeyecek, herkesten gizleyeceğim. . Yağmurdan sonraki toprak kokusu olacak havada.. Seninle gökkuşağının altından geçeceğim.. Seni yağmurdan sonra seveceğim.. Ve seni sevdiğimi kimseye söylemeyeceğim. . Belki bu dünya gözüyle gördüğüm son yağmur olacak.. Islak kaldırımlarda sırılsıklam yürüyeceğim.. Ben seni yağmurdan sonra seveceğim.. Ve bir gün ölürsem yeşil gözlerinde öleceğim...
Geberiyorum
Kanar içimde bitmeyen aşklar
Yanarım dağlarda ateşler gibi
Hangi gün açıldı ki gonca güllerim
Solgunum hazan yaprakları gibi
Dört yanımı sarmış çıldırtan hazan
Yaşanmadan kurumuş baharın bahçeleri
Su misali geçiyor içimden zaman
Alabildiğine coşkun, azgın bir nehir sanki...
Özleminle yanıp tutuşunca göz bebeklerim
Öylesine çözülür, öylesine dağılırım ki;
Bunu ne ben anlatabilirim
Ne de sen anlayabilirsin beni...
Ortasındayım bitmeyen gecelerin
Düşlerim korku dolu...
İçimde her dakika tepinir durur
Ayıpları, günahları yok sayan arzu
Sensiz geceler simsiyah, karanlık
Korkuyorum!..yolunu şaşırmış martı gibi
Acı bir tebessüm oldu dudağımda ayrılık
İçimdeki melekler ağlıyor şimdi...
Zamansız acılarla çöktüm, yıkıldım
Kök saldı içimde aşkın matemi
Öyle kahırlı, öyle kederliyim ki;
Sorma; yokluğundan geberiyorum gibi...
Gülleri Sana Bırakıp Dikenlere Gidiyorum
Gidiyorum
bütün acılarımı vurup sırtıma
umutları bırakıp başucuna
ıtırları, menekşeleri, kır güllerini bırakıp
şiirlerimi sarıp bohçama
yüreğimin yangınına gidiyorum
hoşça kal usulboylum, güzel gözlüm hoşça kal.
Gidiyorum
gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp
yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum
içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın
sana kalsın bahar çiğdemleri, kır gelincikleri, kırk kanatlılar
gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum.
Gidiyorum
başımda gam, gözlerimde nem
bütün hatıraları bırakıp geride
usulca çekip kapıyı ardımdan
alıp başımı gidiyorum buralardan
şafak sökmeden kimseler görmeden
yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum
sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için.
Hoşça kal suyundan çimdiğim dere
kana kana içtiğim pınar
say ki yaşamadım bu yerlerde
nazlı çiçeklerini okşamadım baharın
bozguna uğramış bir bostanın hüznüyle
bir yaprağın ürpertisine yazıp ömrümü
çekip gidiyorum buralardan.
Gidiyorum
bir bilinmeze doğru
hem yol, hem yolcu olmaya
acılarımla baş başa kalmaya gidiyorum
bütün yıldızları takıp kanatlarıma
bir kelebek gibi özgür olmaya gidiyorum.
Yüreğimin sızılarında damıttığım her şiiri bin kez öperek
ve sökerek sevgiden yana ne varsa göğsümde
gecelerin zifiri saçlarında kaybolmaya
bir ceylanın gözlerinde ağlamaya gidiyorum.
Bütün borçlarımı ödedim alacaklarımı erteledim
artık ne diyecek bir sözüm kaldı sevdiklerime
ne okuyacak bir şiirim
gözlerimin içindeki iki damla gözyaşı gibi
bakmadan ardımdaki uçurumlara
alıp götürüyorum yüreğimdekileri de
hoşça kal usulboylum, güzel gözlüm hoşça kal.
Nuri CAN
Hala Benimsin
Bir çağlayan akar yüreğimden gözlerime Ağlamak istermisin bilmem Dinlersen sana söyleyeceklerimi Üzüntüden titreyen bedenine çare olamam
Kaçan bakışların arkasından izliyorum Belkide bakmıyorum sana Gidenin ardından ağıtlar yakmadım ben Bana verdiği acıyı hissetmedim yüreğimden
Gelip giden zaman misali kaybettim seni Gün doğuşu gibi bitti verdiğin karanlık Yıldızlar gibi tek tek kaybolurken Ben güneş gibi doğdum sensizliğin içinden
Ama sonunda yine geldi karanlık Ben yine yalnız yine sensiz.... Kandıramıyorum işte kimseyi.... Hala canımsın işte bir tanemsin benim August 15
Var Git Gittiğin Yere
Tebessümün ağlamaktan ziyade acı olduğunu sende yaşadım.,
Yanan yüreğime acımaktan ziyade gülmeyi sende yaşadım..!
Görmeden bilmede avareliği sende yaşadım.,
Gelemeyeceğini bile bile beklemeyi sende yaşadım..!
Ayrılırken bile seni seviyorum demeyi sende yaşadım.,
Tatmadığım ölümün acısını ayrılırken sende yaşadım..!
Nimetini görmeden sevmenin güzelliğini sende yaşadım.,
Külfetin nimete eş değer olduğunu sende yaşadım..!
Bendeki mühteşemliğini gidişinle sende yaşadım.,
Umarsız çıkarsız sabırla beklemeyi sende yaşadım.,!
Bu sevdan bendeki benide aştı canım Aşk'ım..,
Zamansız gidişine bendeki Aşk'ınla bakakaldım..!
Gecemi oldu güneşmi doğdu yıllarca bilmedim..,
Seni varlığında değil yokluğunda ne çook sevdim..!
Var git gittiğin yere selam olsun Aşk'ım..,
Yokluğunda sevdanı yaşatmak benim And'ım..!
Kenan SAYIN - 06 MAYIS 2001
_________________________________________________________________________________________
Yeter Artık, Yalan Söylemeyin Bana :'(
Bıktım artık
Yalan söylemeyin artık bana
Bak bugün tam 365 gün oldu
Söz verdiniz
Yeter
Yeter artık
Dayanamıyorum
Dayanacak gücüm kalmadı
Ruhum daralıyor
Bu kaçıncı aldatılış
Ne olur bana yalan söylemeyin
Doğruyu söyleyin
Kızarsam namert olayım
Bir kere öldürün
365 gündür her gün ölüyorum ben
Siz de hiç mi insaf yok
Ne diyeyim size
Allah sizinle beni, en kısa zamanda karşılaştırsın
Ya bu dünyada, ya ebedi alemde
Sizden de bıktım, yalanlarınızdan da
Hiç mi acımazsınız
Neden yalan söylersiniz
Dayanamıyorum
Olmasın artık istemiyorum sizi
Yalanlarınız da sizin olsun
Elbet bunun hesabı görülecek
Bu kaçıncı yıkılış
Bilmiyorum.
Ne olur Allah'ım
Bir tek sen yardımcımsın
Sen ne dersen o olur
Bıktım artık
Aldatılmaktan
Yıkılmaktan
Yalanlardan
Dolanlardan
Tutulmayan sözlerden
İsyan etmiyorum ama
Neden ben, Neden ?
Anlamıyorum,
Anlayamıyorum.
Beklemekten sıkıldım
Beklemekten yoruldum
Allah'ım sana muhtacım, sen bana yardım et.
Dayanacak gücüm kalmadı.
Dayanma gücü ver.............
____________________________________________________________________________________________________
Hani Sen Geleceksin ya
Gözlerim parlar
Tatlı bir heyecan sarar
Seni her gördüğümde
hani sen geleceksin ya
İster bir deniz kıyısında
İster Taksimde eski bir cafe’de
Yada Ortaköyde bir barda
Nerede olursa olsun
Hani sen geleceksinya
Sen geleceksin ya;
İşte ozaman;
Bir şiir dudaklarımda…
Sonra şarkı olur kendince
Hani sen gelceksinya
Ormanda kaybolan kuş gibi
Korkuyla sarar içimi
Kalbimi elime alırım
Korkarım biraz
Ya gelemezsen?
Sığınırken kollarına
Biraz telaşlı,
Biraz ürkektir halim
Soluğum kesilir,
Nefes alamam
Fırtınada;
Deli dalgalarda boğuşan
Üç direkli yelkenli olurum …
Hani Sen Geleceksinya…
________________________________________________________________________
Gideceğini Bile Bile Sevdim Seni
Önce gönderdiğin bir resmi sevdim Siyah-beyaz, oysa renklerini gördüm tek tek Kırmızıyı , maviyi , yeşili, pembeyi ve gökyüzünü kıskandıracak beyazı gördüm
Sonra bakışlarını sevdim. Yüreğime işleyen bakışlarını Beni sana mahkum eden gözlerinin esiri oldum Her baktığımda biraz daha senin oldum Suyum ve aşım sen oldun…. Sonra bana dokunmanı sevdim… Yandım her dokunduğunda biraz daha teninde yandım….
Sonra gülüşünü içimi ısıtan gülüşünü Sonra rüzgarla savrulan mis kokulu saçlarını sevdim….
Bir an geldi artık hayat sen oldun… Aynaya baktığımda bir serseri gördüm hep seni seven bir serseri Sonra yaşadığın şehri sevdim bu sevdiğim şehirden gidecek kadar…..
Ve anladım ki ben sadece sevdim… Hissettim ilk kez canımın yandığını ,, İlk kez aciz olduğumu.
Ben seven, sen sevilen işte karşında bir çocuktan ne farkım vardı ki… Gideceğini bile bile sevdim seni..
Bir ömür hasretinle yaşasam da Bir anın seninle geçecek bir anın mutluluğu için yinede sevdim seni…
Ve gittin sevgime inanmadığını söyledin… Gideceğini başından beri bile bile sevdim seni… Kalbime düşen bu ilk ateşle yaktın beni.. Ben yanmayı seçtim sen ise yakmayı Ben sevmeyi sen sevilmeyi seçtin…
Pes ettin dedin ben ise en büyük savaşları göze aldım bir kez bana güvenmen için Ben sevdim sen ise bana güvenmedin…… Ve sen gittin…….
Sevgim aciz ben çaresiz…. Oysa sana söyleyecek kelimelerim Sana gösterecek hayallerim vardı sana dair….
Gözlerin önce gözlerimden kaçtı Sonra sesin soğudu Ellerin buz kesti
Oysa gitme kal demek Dur yapma demek isterdim Ama bir kez bir kez olsun sana duyduğum sana beslediğim sevgime inandın mı……
Anladım sadece benim seni sevmemi sevdin…. Ve ağzımdan dökülmesini istediğim KADINIM yine yarım kaldı…….. |  |
Yürektir Konuşan
Kocaman bir karışıklığın içine düştüğümde, Doğrulardan da, yanlışlardan da vazgeçtiğimde...
Durduğumda, bir yere gitmediğimde Ya da arkama dönüp bakmadığımda, son sürat uzaklaştığımda...
Dört yanıma yüksek duvarlar örüp, ayaklarıma kalın zincirler bağladığımda, Ya da duvarlarımı yıkıp boşluğa ağladığımda,
Soracak sorum, aradığım cevap varken, kımıldayacak gücüm olmadığında...
Öylece kalakaldığımda yani. Öylece... Kalakaldığımda...
Körfez'den esen rüzgara yüzümü vermek, Marmara’yı uçurmak, billur yapıp savurmak ve mutlaka serinlemek gibidir bir dostla konuşmak.
Bu ne büyük bir nimettir...
Hani bir "gel"inize bakar yanınızda olmak için. Belki konuşmak, belki saatlerce susmak için. "Var”dır.
Bilirsiniz. "iki eli kızıl kanda olsa" çıkıp gelecektir, eminsinizdir.
Bunu bildiğinizden hayat üstünüze, üstünüze geldiğinde, kirpi gibi dikenlerini çıkarmak, kaplumbağa gibi kabuğuna çekilmek ya da derin su balıkları gibi en derinlerde bir kaya dibine gizlenmek yerine;
Dosta sığınır insan.
O yüzden "iyi ki varsın" dendiğinde, dudaklar değil, yürektir konuşan.
"İYİ Kİ VARSIN"
________________________________________________________________________________
YOKLUĞUNDA
En çok sana benzemeyenler hatırlatıyor seni
En çok senin gibi sevemeyenler özletiyor seni
Senin gibi bakamayınca hiç kimse
Sana düşüyor yüreğim
Bakışların aklıma geliyor
Simdi başka gözlere dolan bakışlarını anımsıyorum
İçimi derin bir yokluk sarıyor
Senin gibi bakamayan gözlerde düşüyorum hasrete
En çok senin gibi sevemediklerimde
Anlıyorum seni ne kadar sevdiğimi
Titremeyince yüreğim
Akmayınca kanım deli
Yanmayınca tenim sende yandığı gibi
Anlıyorum seni ne kadar sevdiğimi
Anlıyorum kimseyi senin kadar sevemeyeceğimi
En çok senin kadar özlemediklerimde anlıyorum hasretini
Saymayınca saatleri
Beklemeyince güneşin doğumunu
Umut bağlamayınca gelecek yeni güne
Anlıyorum seni ne kadar özlediğimi
Anlıyorum sana ne kadar muhtaç olduğumu
ve yalnızlığım
En çok senden başkasında olduğum zaman
Vuruyor darbesini
Sarılıp da ellerine ısınmayınca ellerim
ve yatağımda bir başka tenle
Hasret türküleri mırıldanınca
Vuruyor hasretin yüreğime
Anlıyorum o zaman
Anlıyorum yokluğunu
Anlıyorum kimse senin gibi olamaz
Anlıyorum sevemeyeceğim kimseyi
Seni sevdiğim kadar
Anlıyorum sonsuz aşk vardır
ve o sensin
Sonsuz sevdamın çiçeği
Anlıyorum sonsuz aşkım beslenecek
Avuntu aşklarla
Seni ancak yokluğunda sevebileceğim
Başka sevdanın kollarında bile olsam
Bir senin olacağım…
Gassan Satar
________________________________________________________________________________
Seni Görüyorum Düşlerimde
Seni görüyorum düşlerimde Yanımdasın; Ellerini tutuyorum sımsıkı Gözlerine bakıyorum sıcacık İçim ısınıyor senin yanında Sanki kuşlar bizim için şarkı söylüyor Dans ediyorlar etrafımızda Başımı omuzuna dayıyorum; Sarhoş olmuş gibiyim Başım dönüyor Bulutların üzerinden izliyorum dünyayı Seninle dünya o kadar güzel görünüyor ki gözüme İnanamıyorum.. . Hiç uyanmak istemiyorum Bu büyünün bozulmasından korkuyorum belki Masmavi bir deniz uzanıyor önümüzde Yanımda sen varsın düşlerimde Soğuk, boş ve karanlık bir odada uyanıyorum sonra Bakıyorum ama yoksun Kalbim kanıyor Canım çok yanıyor Hasretin altın saplı hançer olmuş Saplanmış yüreğime ölüyorum.... Başım dönüyor aşkım Gözlerim kararıyor Zaten sensiz karanlık değil miydi? Nefes alamıyorum aşkım Sensiz hiç nefes almadım ki Hasretin öldürüyor beni Çok canım yanıyor bir tanem Kalbimi söküp atmak istiyorum Bu acı dinsin diye Onda da sen varsın yapamıyorum Ruhumda, bedenimde,yürü düğüm yolda, Gördüğüm her şeyde Duyduğum her sözde sen varsın Düşüyorum bir tanem Artık sensizliğe dayanamıyorum Avutmuyor hayalin Sıcaklığın olmayınca Üşüyorum,ölüyorum...
Yeşim Erdoğdu
________________________________________________________________________________
Başım Gözüm Üstüne
Senden başka yar bilmem ömür boyu gözüme, Bak de yeter bakarım başım gözüm üstüne. İster aşk denizine ister hicran gölüne, Ak de yeter akarım başım gözüm üstüne.
Yılda bir olsa bile seviyorum de hele, Senden gelmişse eğer sefadır bana çile, Yalnız kalbimi değil koca dünyayı bile, Yak de yeter yakarım başım gözüm üstüne.
Yeter ki sen bekle de hiç kalır sabır taşı, Küçük bir umut bile olur gönül yoldaşı, Razıyım ömür boyu gece gündüz gözyaşı, Dök de yeter dökerim başım gözüm üstüne.
Biliyorum bu aşkın yalnız sensin galibi, Her derdine razıyım çıkmasın tek talibi, Varsın yağmur yağmasın sen iste şimşek gibi, Çak de yeter çakarım başım gözüm üstüne.
Tek söz etmem bu sevda vursa beni her yandan, Tanrım beni korusun benden bıktığın andan, Ne kadar sevsem bile bir gün olur dünyandan, Çık de yeter çıkarım başım gözüm üstüne.
Biliyorum sevgili gönlünde yerim gurbet, İster sılaya çağır ister her gün sürgün et, Sen mutlu ol bir tanem ben ömür boyu hasret, Çek de yeter çekerim başım gözüm üstüne.
Seni bu kadar sevmek yalnız benim günahım, Hiç şikâyet ettim mi bir gün çıktı mı ahım, Bir elimde yüreğim bir elimde silahım, Sık de yeter sıkarım başım gözüm üstüne.
Şevki Dinçal
________________________________________________________________________________
August 04
KAFKASYA DİLE GELDİ
Ben Kafkasyayım, ben Çeçenistanım Ağlar yurdumda islamın sancağı İstiklal diye haykırır topraklarım Saklarım bağrımda düşman yanığı
Ben Kafkasyada açan çiçeğim Savaşın önünde olacağım engel Barış rüzgârına tohum vereceğim Değmesin yaprağıma yabancı el
Ben Kafkasyada yanık bir ezgiyim Mızıka arkadaşım kaval yoldaşım Bazen çeçenim bazen lezgiyim Eskimedi benim bin yıllık yaşım
Ben Kafkasya'nın sarp çetin kalesi Ahılgohta yıkıldım surhayda örüldüm Üzerimde söylendi şahadet namesi Bir ölüp binlerce gelenler gördüm
Ben Kafkasın imamlarından Şamil Özgür yüreğimle sardım vatanı İslamın zaferine oldum nail Size bıraktım ilahi davamı
|